Lale Müldür şiirleriLale Müldür şiirleri

1 Arizona Rüyası şiiri 697 kez okundu0

içimdeki katili sen susturabilirsin ancak
sesim sesine eşit
aklın benimkinden yüksek
bu bir kadın için çok güzel bir şey
biliyor musun yıllarca ötekilerle
idare etmek zorunda kaldım ben
işte lou reed’in dediği gibi
mükemmel bir gün
beni bekletip duruyorsun
ben de beklemeyi öğreniyorum
ev kadınlarının kocalarını bekledikleri gibi
sanıyorum ki başka bir insanım
iyi bir insanım
hep böyle ol
arada git gel
hep yanımda olma
dayanamam ben buna
“muz balıklarının mükemmel gününe”
kısa devre yaparım
çünkü ben bir balığım
kendi kendime nefes almam ve
arada sırada diğer balıkların
arasına karışmam lazım

biliyorsun ne istersem yapıyorsun
“biliyorsun bu bir film bir adam ve bir balık hakkında
bu dramatik bir ilişki balık ve adam arasında
adam düşünüyor, at düşünüyor
kuzu düşünüyor, inek düşünüyor
köpek düşünüyor
balık düşünmüyor
balık sessiz, ifadesiz
balık düşünmüyor çünkü balık biliyor
her şeyi
balık düşünmüyor çünkü balık biliyor
her şeyi
bazı mandolinler duyuyoruz uzaktan
ölümün arabasında hayattayız”

2 Seni Bırakıyorum şiiri 778 kez okundu0

Seni bırakıyorum semender ellerimle
seni bırakıyorum
seni bırakıyorum
duvarlarda kurutulan anemon ellerimle
içimdeki sulara
içimdeki sazlıklara
içimdeki bataklıklara

seni bırakıyorum kendine kapanmış
kollarımın anarşik güzelliğiyle
içimdeki yosun yeşili sulara
içimdeki tehlikeli kıyılara
içimdeki siyah ışığa

seni bırakıyorum
seni yatıracağım ellerimde
bir ıhlamur yaprağı gibi
seni yatıracağım göğüslerimde
menekşeler gibi
seni yatıracağım gözlerimde
bir yağmur suyu gibi…

3 Kriz Zamanında Naat şiiri 777 kez okundu0

Krizya prizmasından seyrediyorum mor Gabriel’i
Menekşeler bu prizmada kırılıyor
Kızıl zihinde kırık her şey kırık
Herkes hummalı ve zamanlar garip
ama böyle olması gerekiyor diyor Siyah Kalem
“çünkü ancak yıkılan evde haine vardır”

Ego kırılacak
Beden kırılacak
Kalp kırılacak
Her şey kış ışığı gibi kırılacaktır ki
Yeni bir başlangıç olsun

Postnişinler öğleden sonrası oturmalarında
Üzerlerine yağacak 120 elmas yağmurunu bekliyorlar

Ameliyat masası üzerinde
Garp sürgünü, Şark sürgünü
Türkiye’nin kızıl kalbi açık
Çünkü kalp ince saydam
Bir cisimdir bunu anlayamadılar

Bak her şey kırılıyor sen
mai bakışın için, Logos,
son lötüs ağacının ötesinde
iç çekerken melek

Sat bir kalp kırılıyor
Senin sözün için
Gece kuğuyla yolculuk eden O’na
O’nunla vakit geçiren O’na
Bir kedi kırılıyor ağzında
Senin yakut mührün
arketipik ahmet
“Mim’siz Ahmed’sin sen”

Swahili dilinde kırılıyorum
Arkalarını döner dönmez
Satıyorlar beni
Lahor’da kırık bir sitar gibi

Hastayım, hırkanı at üzerime
Ya Muhammed

4 Y-faktörü şiiri 1383 kez okundu5.0

o bana suda birşey aramakta
yardım etti. yaşamımdaki
saklanmış şey bulundu.
bir inci kolye dizdim
kadın olmanın anlamını düşündüm.
onun için elinde çam dalı
tutan bir gelin olmak isterdim.
yok aşk değil,uyuşmak,anlaşmak
bütün o boktan şeyler değil.
yok yok aşk değil, aşk hiç değil.

Onun bir sözcüğüyle yaşamımda
Yer alan herşeyi çöpe atmak isterdim.
Gelgelim aşk değil bu, aşk hiç değil.
Bir şey arayan bir kadının aradığı şeyle
Karşılaştığında kendine iskambillerden
Kurduğu bir hayatın yıkılması gibi
Bir şey bu. Doppler etkisi…
ONA YAKLAŞARAK YOK OLDUM.
yaşamımdaki Y-faktörü yok oldu.
yok aşk değil bu, aşk hiç değil

beta ışınına dönüşmek belki
ama aşk değil
hep böyle kaybederek mi
galip oluyor o?
hep böyle umarsızca
kendini silerek?
hiçbir şey beklemediği için mi
benden, ben herşeyimi vermek
istiyorum ona?
yoksa benden daha çok
üzülmesi mi eski yaralarıma?
ama kaldı mı böyle kişiler şimdi,
ben mi yapıyorum kafamda yanılmasa?
tende kalan bir parıltı belki
aradığım şeyi bulduğumda
karşıma çıkan eter
hep o aradığım gizemli pürlük –
TADZİO –
nasıl tanımam onu karşıma
çıkarıldığında
nasıl asetonlamam beynimi
nasıl çam yeşili bir eter ve etera
gözlerini hep ayak uçlarına
dikip durduğunda

belki Tadzio da değil o
belki başka bir şey
gizli tutulması gereken bir şey
ama nasıl nasıl tanımam onu
karşıma çıkarıldığında.

enerjiye bağlanınca
raslantılar derin bir anlam
kazanıyor: esrarengiz peru
yazmalarının 9 sezgisinden
ikincisi söylüyor bunu.
gözlerimi kapadığımda
nasıl bir sitar ve eter ve etera
yok yok aşk değil bu, aşk hiç değil

saf olana duyulan çılgın bir tutku bu
kuğu sürülerine duyduğum özlem
yüreğime eldiven gibi
geçen birşey
eskiden önemsediğim ne varsa
şiirim, dostlarım hatta gururum
hepsi iskambil kağıtları gibi
yıkılıyor
ve belki de ben ilk kez aşık oluyorum.

5 Saatler Geyikler şiiri 813 kez okundu0

rüzgâr hediye edilebilseydi eğer
sana rüzgâr hediye etmek
isterdim. sarı yapraklı bir ormanda
iki geyik havaya sıçrayıp
öpüşüyor. boynuzları birbirine
dolanmış. açamıyorlar. sarı yapraklı
bir ormanda. Ata Nur kahve falında
görüyor bunları.

gizem bir geyik başı gibi
uzanıyor aramızda. boynuzlarında
senin karmaşan ve sana ait
bilmediğim ve bilmek istemediğim
onca şey. buna benzer çözemediğim
birçok şey ormanda sarı yapraklar
birer ikişer düşmeye başladığı
zaman saçlarının arasından.
sarı bir yaprak fosili boynunun
tam kenarında.


iki geyik ormanın kuytularında
birbirine sarılmış yatıyor.
boynuzları birbirine geçmiş…


kırmızı bir yunusun
havada sıçraması olurdu senin
gülüşün ama gülmüyorsun.
beni boğmak mı istiyorsun?
benim zaten boğulduğumu
fark etmiyor musun?


geyiğin boynunda kırmızı bir leke var.
melankolimin tozu alındığı zaman
kanayan bir yürek çıkacak ortaya.
iki geyiğin birbirine geçtiği
yerde orman ışığı kırılıyor.
kalbin ilmini yap diyor bir ses.
aortanın kırmızılığı gibi geyiğin
boynunda bir kırmızı leke…


kırmızı bir mermerde geyik silueti;
geyiğin boynunu tuttuğum zaman
elimde kalan pas lekesi ya da
böyle birşey seni anlamaya
çalışmak. beni sevdiğin zaman
yeşil kadife tüylü bir geyik
ormanda su içiyor. ya da yeşil
kadife tüylü bir su akıyor
boynuzlarımızın arasından.


bana gelince
ben mutluyum sensiz
neden bilmiyorum ama öyle işte.
bedenim tanımıyor aorta /amor’u.
daha korkunç şeyler bildim çünkü
delilik gibi…
deliliğin ülkesinde bilekler kesilmez.
saatlerden geyik kanı akmaz.
deliliğin ülkesinde hiçbir şey olmaz.
saatler geçmek bilmez.
bütün saatler pırlanta kesiği
bilekler gibidir geyikler metafizik
bir acıyla inlerken.
bir inşaaat işçisinin güneşte
bayılışı gibidir, spleen,
aorta / amaor’la saatlere inerken.

bir balığın kesik boynu gibidir
spleen
dünya tatsızlığı kristalleşirken
kimyasal bir çözeltide.
hiç bir şeyi çözemezsin…
bileklerini de kesemezsin
anti-maddeye kaçmak istersin sadece
uyuşturucular kanını dondururken
plazma saatlerde.
bazen ama bir insanla bir şey olur
kısa süren bir şey
iki geyiğin sıçrayıp havada öpüşmesi gibi
bazı insanlarla
yıllarca görüşsen de
bir şey olmaz.


seninle biz hiç kavga etmeyelim
çünkü geyikler kavga ettiğinde
boynuzları birbirine dolanır ve
ölürlermiş.

gece saat 3:30. senin için birşeyler
yazmak istiyorum ama gözlerinin
karşılaştığın insanlara nasıl sevgiyle
baktığından başka birşey gelmiyor
aklıma.içimdeyken bana bakışın
bir de. kumru değiliz biz
geyiklerin sonu da çok acıklı
ne kalıyor geriye?


gece 10’a doğru aradın. birkaç gün
sonra dolunay olacağını, rakı içeceğini
ve denize deniz kızları için
biraz rakı dökeceğini söyledin.
kıskandırmanın daha zarif bir
yöntemi olamazdı ama beni daha
fazla kıskandırma olur mu?
dayanamam ben buna.
taş kesilir boynuzlarım.
içimdeki kuş ölür

doğuya bakan yüzünle bak bana
ve kalbimin bir porselen gibi olduğunu
hiç unutma. çocuk gibi olduğumu
söylemiştin zaten.çocuk gibi yazdığımı
biliyorum bu kitapta
kırmızı mürekkeple boyanmış bir
çocuk başı uyuyor kalbimde.
fosforlu gözleri açıklanamayan
şeylerin merkezi gibi. tıpkı bunun
gibi açıklanamayan şeylerin merkezi
olsun isterdim bu kitap; hiç
kumru olamamış bir çocuk izini
bırakırken onun üstünde; ararken
bir kumru oluş halini…

bir ilişki bitince ne olur?
bir ilişki bitince ne olur?
bir kumru sormaz bunu
ama ben bunu soruyorum kendime sürekli
ve mütemadiyen bu kitapta
ararken bir kumru oluş halini.

6 Yağmur Yatağı şiiri 678 kez okundu0

barbar bitkiler gibi yerleşiyorsun alana… sen gelince
bir buğu sarıyor çiçekleri… üzerimizden yeşil bir
dalga gibi geçen sessizliği görmüyorsun… asıl barbar
benim oysa yansıtamadığı dillerle kuşatılmış…
kapıyı hızla çarptığında bir su çizgisi yok oluyor önce
sonra beni kuşatan diller… duvarlarda beliren
mor lekelere bakıyorum hiçbir şey söylemeden…

ona ince uzun bir yaprak uzatıyor ve diyorum ki:
…hiç korkma benim dokum cam…
…ölmüştüm… ama işte şimdi yeniden yaşayanım…
…bende hiçbir şey yok bir çığlıktan başka… yosun…
…denizaltı odaları… bir yağmur yatağından başka…

7 Modern Aşk şiiri 840 kez okundu0

gemilerde, otobüslerde, uçaklarda
gittim seni bulmak için
seni yani doğru kişiyi
doğru kişi kim
doğru kişi bazan en yakınında
olabiliyordu insanın
bazan en uzağında
bunu bilmiyorduk
sonunda doğru kişiyi değil
hep kendimizi buluyorduk
aldırmıyorum ben şimdi
intizar ettiğim birisi yok
dua ediyorum hayatıma giren
yanlış kişiler için
bana gelince ben
hazan yüzlü bir adamı aradım hep
bir sonbahar günü beyaz pardesüyle
kurumuş yaprakların üstünden
kapımı çalmasını bekledim
gelse ne olacaktı
onu da bilmiyordum ya
olanaksız bir şey istediğimin farkındaydım
yine de gemilerde, otobüslerde, uçaklarda
onu aradım. bir tren bana adını söyledi.
modern aşka üç gün
inanabilirdim oysa ben
uzun araştırmalar sonucunda
modern aşk konusunda
diyebileceğim beş satır bir şey var
artık çok da kafamı yormuyorum doğrusu
diyeceğim şu:
bunu yapan biri var
bir ilişki bitiyor
kadın kadın olduğu için mi
erkek erkek olduğu için mi bitiyor
bunu yapan biri var.

8 Bazen Bir şey Görünür Gibi Oluyor şiiri 863 kez okundu0

Bazen bir şey görünür gibi oluyor,
Bazen bir şey görünmüyor.
Bazen bir şey değişecekmiş gibi oluyor, bazen bir şey değişmiyor
Bazen beni hep sevecekmişsin gibi oluyor,
Bazen hiç sevmemişsin gibi.

9 Geceleyin şiiri 882 kez okundu5.0

Gömülmek geceye. Bazen düşüncelere dalmak için baş eğilir ya, onun gibi tıpkı, düpedüz gömülmüş olmak. Dört bir yanda insanlar uyumaktadır. Ufak bir oyunculuk, masum bir kendini aldatış, sanki evlerde uyumaktadırlar, sağlam yataklarda, sağlam çatılar altında, döşekler üzerinde boylu boyunca uzanmış ya da kıvrılıp büzülmüş, çarşaflar üzerinde, yorganlar altında; gerçekte bir araya gelmişlerdir, o bir vakitler ve sonraları olduğu gibi çöl bir yerde, açıkta bir konak, sayılamayacak kadar konak, bir önder, bir kavim, soğuk bir gökyüzü altında, soğuk topraklar üzerinde, önce ayakta, şimdi savrulmuş yerlere, alınlar kollara bastırılmış, yüzler yere doğru, sakin sakin soluyarak. Ve sen uyanık durursun, nöbetçilerden birisin, yanı başındaki yanan çalı çırpı yığınından bir odun parçasını sallayarak sana en yakın kişiyi bulursun. Neden uyanıksın? Birinin uyumaması gerekiyor işte. Birinin nöbet tutması gerekiyor.

10 Yosun Tutan Yürek şiiri 519 kez okundu0

yeşil / siyah seviyorum çok tropik
bir daha gülümsediğini görmeyeceğim
kedi gözleri mağaralarda
yüzlerimiz en eski topografya

başsız bir leopar… sürünür geçer yanımdan…
dokunuşların… ’hüzünlü tropik’ bakışların…
sürünür geçer yanımdan…

kanıyorum diyorum sana kızıl / kara
çiziklerim… yarıklarım… yaralarım ölümcül tropik…
adam-atacağından bir adam tepetaklak yukarı çıkıyor
antik bir intiharın silüeti

yüreğimi yaprakların arasına gömdüm diyorum
yeşil / kara kanıyorum çok tropik

neyin yaşı diyorum bu gidip gelen
her sabah gözlerimin çevresine usanmadan çizdiğim

ölü balıklar su yüzüne doğru… dev menekşeler…
elim kara… demir parmaklıklar…
beni asla içine alamayacak saragossa sessizlik
çocukluğum

bir şey yürü üstüme… elinde bıçak…
sürekli bir imge… tüm bir yaşam…
üzerime gelen her şeye kilitlenirim…

kilitlenirim mor / yeşillere… turkuaz / karalara…
seviyorum diyorum kızıl / kara
suda fırtına kopmak üzeredir

yaşıyorum diyorum niçin inanmıyorsun
çiziklerim… yarıklarım… yaralarım kızıl / kara

yıkıntılarda
bir gölge
bir yara
yosun tutan yürek

pars zambağı yanlız ince kumda büyür…
bir kadının kalbi büyür… tropikal bir hastalıktan…
ve gölge geçer yıkıntılardan…

kedi gözleri… korku… dolanır yanımsıra
bütün gün yağmur yağar barakalara

bana yabancı bana zararlı
ürkerek sevdiğim bunca şey arasında
eğer bir gün ölürsem diyorum

eğer birgün ölürsem… yıldırım çarparak olsun…
tıpkı yaşamım gibi… noa noa…

11 Strangers in the Night şiiri 557 kez okundu0

perihan mağden’e

görüntü güzellikleri çağı. al bu işe yaramaz
çiçek senin olsun. bir kere karşılaştık yeter.
anılar biriktirmek faydasız. onları unutmasını
bilmeli. karo taşların üstünde deri ceketini unutma.

12 Angora şiiri 588 kez okundu0

ankara: ancyre: angora
hattuşaş/boğazkale yakınında ankara
kelt ve hitit güneşini gördü. paulus, galat’lılara
mektubunu orada yazdı. ah angora, kayıp kuzuların senin…
abelard’ın yazıları, historia calamitatum ne zaman
kapanacak? uzam, zaman ve dilin tanıdık kurallarına
karşı çıkan alis, elhamra’da el-arif bahçelerinde
geziniyor şimdi. habsburg hanedanının yeşil sarı
armasından haendel bize bakıyor. rilke duino’ya, rimbaud
harrar’a yola çıkıyor. semerkant st. augustin’e kanatlarını
açıyor. lady darbanville cockney kökenli olduğu için
manchester ve liverpool birbiriyle barışıyor. mircea eliade
kentlerin tarihini okuyor. rene girard dünyanın
kuruluşundan bu yana gizlenen şeylerin tarihini yazıyor. ve
bütün kentler ve kişiler birbirlerini sınama ya da
cezalandırma, ödüllendirme ya da öngörme için birlikte
varoluyorlar. birinin tarihini diğerinden çıkarabildiğimiz
gibi kötülük düya düzeni için gereklidir diyebiliyoruz.
bunu diyebildiğimiz anda herkesi bağışlıyoruz.
ve bütün türkiye’de grand orient’in shakespeare
kumpanyası kuruluyormuş. koltuklarının altından uzayıp
giden pembebeyaz şeritlere yazılmış dinyeper şiirleriyle
akıp geliyorlarmış angara üzerinden tungunska
kızaklarıyla. kentlerin mavibeyaz kanatlarında isa’lık değil
insanlık durumu parabolleri beliriyormuş…
ah angora, kayıp kuğuların senin…