Leylâ Vü Mecnûn 1801-1900

Fuzuli

1480 - 1556
  • 434 okuma
  • 3 sene önce
  • Yorum Yok
0 ● 5 0 Oy

Gör cân ü tenümde ıztırâbum
Sor hâl-i dilüm eşit cevâbum

Men mektebe getdüğüm zamânlar
Hıfz-ı sebak etdüğüm zamânlar

Bir şahs mana görindi nâgâh
Oldum perî olduğından âgâh

Cinnîler içinde ol perî-zâd
Ülfet menüm ile kıldı bünyâd

Her lahza durur mana berâber
Der kim benî Âdem etme hem-ser

Yohsa kılurem deminde fânî
Bir darb ile hem seni hem anı

Çok mekr kılındı oldı tedbîr
Boynumdan alınmadı bu zencîr

Def‘ olmadı bu beliyye hergiz
Hem ata hem ana oldı âciz

Çün bulmadı kimse çâre-i kâr
Menden ata ana oldı bîzâr

Şeydâlığum oldı âleme fâş
Nefret kılur oldı yâr u yoldaş

Sen hem ki bizüm diyâra yetdün
Elbette bu kıssanı eşitdün

Hâlâ ki senünle düşdi bâzâr
Oldun dür-i akdüme hırîdar

Karşumda hem ol perî durupdur
Gayret kılıcına el urupdur

Terk et ki bu vasl bîm-i cândur
Hem özüne hem mana ziyândır

Bir niçe zaman tahammül eyle
Dermân iste tevekkül eyle

Ola ki müyesser ola maksûd
Senden açıla bu bâb-ı mesdûd

Kat‘ ola zebân-ı ta‘n-ı düşmen
Hem sen yetesen murâda hem men

Ol sâde-zamîr ona inandı
Cinnî haberin sahîh sandı

Vehm etdi ki olsa yâra vâsıl
Noksân ola ömr ü câha hâsıl

Cânâne yolında ömr ü câhı
Ol nâkısun oldı sedd-i râhı

Bir resm-i kadîmdür cihânda
Sûd isteyen istemek ziyân da

Cânân dileyen cefâya dözmek
Genc isteyen ejdehâya dözmek

Aşk ehli mahabbet etse izhâr
Evvel anı imtihân eder yâr

Ger görse anun cefâya sabrın
Kesrinün eder tamâm cebrin

V’er görmese cevre ihtimâlin
Salmaz ana sâye-i visâlin

Çün İbni Selâma bîm-i noksân
Ol vaslda rûzî etdi hicrân

Meyl etmedi mutlak ol nigâra
Hergiz ana kılmadı nezâre

Tedbîr-i ilâca durdı kâim
Derdine devâ sorardı dâim

Her handa görürdü ehl-i teshîr
Dîvânesine dilerdi zencîr

Bu Zeyd-i vefâ-dârun Mecnûna haber getürdüğidür ve İbn-i Selâm ile Leylînün peyvendi müjdesinin yetürdüğidür

Sâhib-haber-i efsâne-perdâz
Bu tarz ile kıldı kıssa âğâz

Kim var idi bir nedîm-i nâdir
Zeyd adlu vefâ-yı ahde kâdir

Meşhûr idi fazlı vü kemâli
Ma‘rûf idi hüsni vü cemâli

Olmışdı esîr bir nigâra
Büt zîblü Zeynep adlu yâra

Çekmişdi mahabbetün cefâsın
Görmişdi melâmetün belâsın

Ol âşık-ı müst-mend ü mahzûn
Eylerdi hemîşe meyl-i Mecnûn

Söylerdi ana kemâl-i aşkın
Üstâdına gösterürdi meşkın

Leylî ere getdüğinden ol zâr
Tahkîk ile oldı çün haberdâr

Mecnûna özin yetürdi fi’l-hâl
Reng-i ruh-i zerdi eşkden âl

Dolmış gözi peykeri bozılmış
Nutkında tekellümi dutılmış

Mecnûn dedi ey vefâlu yârum
Gam merhalesinde gam-güsârum

Âdetçe görinmez ihtilâtun
Her günkiye benzemez neşâtun

N’oldı sana beyle zâr olupsen
Bî-tâkat ü bî-karâr olupsen

Akrebde idi meğer bugün mâh
K’etdün bu yana azîmet-i râh

Handan bu küdûret oldı hâsıl
N’oldı sebeb-i melâmet-i dil

Zeyd ol has-i huşke urdı âteş
Sûz ile dedi ki ey belâ-keş

Dün ahter-i bahtun oldı tîre
Devrân sitem etdi sen fakîre

Yâr İbni Selâma rûzî oldı
Rûzî sana derd ü sûzî oldı

Yâr özgeye oldı şem‘-i mahfil
Kaldı sana tâb-ı âteş-i dil

Ağyâr ile yâr oldı Leylî
Var imdi sen andan ol tesellî

Zâyi‘ senün ol figân ü âhun
Sûz-i şeb ü âh-ı subh-gâhun

Mecnûn ki haberden oldı âgâh
Gerdûna yetürdi şu‘le-i âh

Vahşîler içinde ol giriftâr
Bir derd ile kıldı nâle-i zâr

K’efgâna getürdi mâr ü mûrı
Ağlatdı vuhûşı vü tuyûrı

Hâme kimi yaş töküp demâdem
Nâme kimi kâmetini kılup ham

Yazdı aluben eline hâme
Dildârına bir itâb-nâme

Bu Mecnûnun Leylîye nâme-i itâb-âmîzidür ve Peygâm-ı şikâyet-engîzidür

Dibâce-i nâme nâm-ı Ma‘bûd
Kayyûm ü Kadîm ü Hayy ü Mevcûd

Ol perde-keş-i hicâb-ı esrâr
Kim âlemi yohdan eyledi var

Gün gözgüsin eyleyen mücellâ
Dün turrasın eyleyen mutarrâ

Çün bir niçe hamd tohmın ekdi
Derd-i dilini beyâna çekdi

Kim bu mütehammil-i belâdan
Ser-geşte vü zâr ü mübtelâdan

Bir nâme ki mahz-ı derd ü gamdur
İzhâr-ı şikâyet-i sitemdür

Ol dilbere kim vefâsı yohdur
Âşıklarına cefâsı çohdur

Ey ahde vefâsı olmayan yâr
Ağyâruma gül olan mana hâr

N’oldı sana nakz-ı ahd kıldun
Sındurmağa ahdi cehd kıldun

Tenhâlığa mı getürmedün tâb
Kim eyledün ârzû-yı hem-hâb

Târ oldı mı olduğun nişîmen
Kim eyledün anda şem‘ rûşen

İncitdi mi derd-i dil mizâcun
Kim oldı tabîbe ihtiyâcun

Pejmürde mi oldı serv-i dil-cû
Kim cehd ile vermek istedün su

Bed-hâh mı etdi kasd-ı gül-zâr
Kim beyle urıldı rahneye hâr

Ne bîm ile hıfz-ı gevher etdün
Kim beste-i akd-i şevher etdün

Mûcib ne idi meni unutdun
Terküm kılup özge yâr dutdun

Her lahza olup güvâh-ı hâlüm
Hâk-i derüne sirişk-i âlüm

Mutlak güzer eylemez mi oldı
Menden haber eylemez mi oldı

Âyâ ne idi bu bî-vefâlığ
Bigâneler ile âşinâlığ

Çekdün yeni yârunı kenâra
Ruhsat mıdur imdi eski yâra

Menden idi mihmet ü melâlün
Hoş oldı ola anunla hâlün

Men ahd-i vefâya aldanurdum
Ahdünde vefâ ola sanurdım

Bilmezdüm ola zaîf râyun
Noksânı ola tamâm ayun

Güftârun ola menümle dâim
Gönlün ola özge ile kâim

Zâhirde menümle olasen yâr
Bâtında dutasen özge dildâr

Senden men olam cihânda bed-nâm
Bir nâm ü nişânı yoh ala kâm

Ma‘zûrsen ey nigâr ma‘zûr
Bu devr iledür zemâne meşhûr

Gül goncalığında hâr ilendür
Açılsa bir özge yâr ilendür

Aslında tiken çeker azâbın
Faslında hakîm alur gül-âbın

Ey ârzu-yi dil-i figârum
Kahrı çoh ü mihri az nigârum

Ey adı olan vefâda mezkûr
Cismümdeki cân gözümdeki nûr

Sevdâ-yı dimâğumun ilâcı
Bâzâr-ı cünûnumun revâcı

Sen mihr-cemâl ü meh-cebînsen
Gâyetde latîf ü nâzenînsen

Men hâr-mizâc ü hâk-hûyem
Bes tünd-zebân ü tîre-rûyem

Sen hâl diliyle eyleyüp âr
Dersen ki sana ne nisbetüm var

Men hem sana söylerem muvafık
Kim men sana sen mana ne lâyık

Men hod olubem hayâle kâni‘
Sen lâyıkun istesen ne mâni‘

Ammâ men ü senden özge çohdur
Kim sözleri bizden özge yohdur

Gördükde men eyleyen vefânı
Bildikde sen eyleyen cefânı

Âyâ kime bî-vefâ diyerler
Kimün işini hatâ deyerler

Yahşi midür eylemek yaman ad
Kim kılmaya kimse hayr ile yâd

Sen gerçi dutup hilâf-ı âdet
Bir özgeye bağladun irâdet

Çohdur sana men kimi ciğer-hûn
Her kime ki bahdun oldı mecnûn

Men kim keseyüm derin selâmı
Senden çekeyüm bu intikâmı

Dutmak dilerem senün kimi yâr
Ammâ aceb er senün kimi var

Fuzuli

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir