Leylâ Vü Mecnûn 2401-2500

Fuzuli

1480 - 1556
  • 510 okuma
  • 4 sene önce
  • Yorum Yok
0 ● 5 0 Oy

Kurban sana özge nâzenînler
İdrâküne yüz min âferînler

Kimse çü sana vefâda yetmez
Cânın sana kimse verse yetmez

Ma‘şûk idün ey büt-i vefâ-dâr
Âşıklığunı hem etdün izhâr

Âşık der imiş mana halâyık
Görmen muna hem özümi lâyık

Men nâkısem ey harîf-i kâbil
Sensen reh-i aşk içinde kâmil

Tahsîn ki yegâne-i zamânsen
Cân vermek olur sana ki cânsen

Her şûhda ger olaydı bu tavr
Sen olmaz idün yegâne-i devr

Ger gayre bu hâl olaydı makdûr
Sen olmaz idün cihâna meşhûr

Yâd eylemeğünden olmışem şâd
Sen şâd olasen hemîşe men yâd

Ha beyle men-i hazîni şâd et
Geh gâh terahhum eyle yâd et

Ey serv-i semen-ber ü gül-endâm
Târâc-ı metâ-‘ı sabr u ârâm

Ey husrev-i kişver-i melâhat
Mehtâb-ı şeb-i neşât ü râhat

Çün bendeye rahmet eyler oldun
İzhâr-ı mahabbet eyler oldun

Min-ba‘d tarîk-ı mihr dutgıl
Evvelki tarîkunı unutgıl

Koyma çıha hasret ile cânum
Hadden üte nâle vü figânum

Meyl-i men-i zâr ü bî-karâr et
Gâhî bu yanaya bir güzâr et

Hem-derdüm isen menümle yâr ol
Hem-derdliğün yoh ise var ol

Sen eyle mukîm-i mesned-i nâz
Men beyle belâ vü derde dem-sâz

Sen mahfil-i ayş kâm-kârı
Men gûşe-i derd dil-figârı

Aşk içre beğüm revâ mıdur bu
Râh u reviş-i vefâ mıdur bu

Ger doğrı ise vefâda lâfun
Menden ne içündür inhirâfun

Gel ref‘ edelüm gam-ı fırâkı
Yanduralum oda iştiyâkı

Olsun dün ü gün menümle seyrün
Çün men senünem sen olma gayrün

V’er İbni Selâm mâni‘ olsa
Sedd-i reh-i vasl vâki‘ olsa

Bildür kılayın siyâh bahtın
Bir âh ile târümâr tahtın

Çün râz-ı dilin düketdi ol zâr
Zeyd eyledi azm-i kûy-ı dildâr

Pervâne sözin deyüp çerâğa
Bülbül haberin yetürdi bâğa

Bu İbn-i Selâmün keyfiyyet-i vefâtıdur ve Leylînün ol belâdan necâtıdur

Sâkî feleğün gör inkılâbın
Göster kadeh içre mey habâbın

Mey âyîne-i cihân-nümâdur
Haki zer eden bu kimyâdur

Bu fâide bes değül mi andan
Kim fârig eder gam-ı cihândan

Bir hâb ü hayâl imiş bu âlem
Bu hâb ü hayâle olma hurrem

Ahvâl-i zemâne münkalibdür
Andan hıred ehli müctenibdür

Gam mâtemin eyleyende bünyâd
Neyyâha bu nev‘ çekdi feryâd

Kim İbni Selâmı etdi gerdûn
Âmâc-ı hadeng-i âh-ı Mecnûn

Ol seddi götürmeğe aradan
Eşk oldı revân iki yanadan

Ol nev-res-i nâ-tüvân demâdem
Şevk ile çekerdi mihnet ü gâm

Hasret elemi yaman elemdür
Gam bedraka-i reh-i ademdür

Derd ü gam-ı hasret-i nihânî
Serv-i kadin etdi hîzrânî

Yüz urdı bozılmağa tılısmı
Bir gâyete yetdi za‘f-ı cismi

Kim peykeri nakş-ı bister oldı
Ra‘na kadi bister ister oldı

Gün günden olup harâb hâli
Kalmadı sağalmak ihtimâli

Derdine devâ bulınmaz oldı
Rencine şifâ bulınmaz oldı

Endîşe-i ömri oldı bâtıl
Cân verdi vü oldı Hakka vâsıl

Kimdür ki gelüp cihâna getmez
Kim kâmil olur zevâle yetmez

Budur reh ü resmi rûzgârun
Kim ola hazânı her bahârun

Leylîni getürmeğe figâna
Ol vâkıa oldı bir behâne

Mâtem dutup etdi ol giriftâr
Dırnağı ile yüzini efgâr

Çâk etdi ferâğat ile câme
Fâş etdi figânı hâs ü âma

Yandurdı evin kopardı tahtın
Târâc-ı fenâya verdi rahtın

Gîsû-yı muanber etdi ber-bâd
Eflâke yetürdi âh u feryâd

Gerdûn kimi rahtı nîle urdı
Âteş kimi başa kül savurdı

Derler bu idi Arabda âdet
Kim er eğer ölse kalsa avret

Bir yıl iki yıl dutardı mâtem
Feryâd ü figân edüp demâdem

Hoş geldi bu âdet ol nigâra
Feryâd ü figâna buldı çâre

Mâtem-kede eyledi makâmın
Matemde geçürdi subh u şâmın

Bir niçe gün anda ağlayup zâr
Hem ata evine döndi nâ-çâr

Ammâ dün ü gün figân ederdi
Hûn-âb-ı ciğer revân ederdi

Feryâda gelende gâh u bî-gâh
Öz gönlinde der idi ol mâh

Kim İbn-i Selâma rahmet-i Hak
Aşkum revişine verdi revnak

Ref‘ eyledi perde-i müdârâ
Pinhân gamum etdi âşikârâ

Ol vâkıadan olup haberdâr
Dutdı reh-i deşt Zeyd-i gam-hâr

Gördi ki şikeste-hâl Mecnûn
Durmış ded ü dâm içinde mahzûn

Çün verdi selâm ü kıldı i‘lâm
Kim İbni Selâma n’etdi eyyâm

Verdi bu kaziyyeden bişâret
Kim kıldı muârızun hasâret

Dehr İbni Selâmı kıldı pâ-mâl
Leylî öz evine döndi hoş-hâl

Mecnûn çeküp âh kıldı nâle
Efgân edüp ağladı bu hâle

Hayretlere düşdi Zeyd-i gâfil
Bu hâlet ana görindi müşkil

Kim fevt-i rakîb eşitse âşık
Gülmek gerek ağlamak ne lâyık

Tahkîk-i beyân-ı hâl kıldı
Ol vâkıadan suâl kıldı

Mecnûn dedi ey vefâlu yârum
Yohdur mı bu yolda neng ü ârum

Cânâneye cân veren yetüpdür
Cân vermeyen arada itüpdür

Ol dûstuma değüldi düşmen
Hem ol ana âşık idi hem men

Ol cânını verdi vâsıl oldı
Öz mertebesinde kâmil oldı

Naksum menüm ermedi kemâle
Ayb eyleme ağlasam bu hâle

Bu gazel Mecnûn dilindendür

Âşık oldur kim kılur cânın fedâ cânânına
Meyl-i cânân etmesün her kim ki kıymaz cânına

Cânını cânâna vermekdür kemâli âşıkun
Vermeyen cân i‘tirâf etmek gerek noksânına

Vasl eyyâmı verüp cânâna cân râhat bulan
Yeğdür andan kim salur cânın gam-ı hicrânına

Aşk resmin âşık öğrenmek gerek pervâneden
Kim köyer gördükde şem‘ün âteş-i sûzânına

Fânî ol aşk içre kim benzer fenâsı âşıkun
Feyz-i câvîd ile Hızrun çeşme-i hayvânına

Aşk derdinün devâsı terk-i cân etmekdedür
Terk-i cân derler bu derdün mu‘teber dermânına

Hîç kim cânân içün cân vermeğe lâf etmesün
Kim gelüpdür bu sıfat ancak Fuzûlî şânına

Bu Leylînün İbn-i Selâmdan sonra mâcerâsıdur ve Zâviye-i mihnetde vâki‘ olan belâsıdur

Çün ata evine döndü Leylî
Efgâna olup hemîşe meyli

Dutmışdı tarîk-i ehl-i mâtem
Tecdîd-i azâ kılup demâdem

Her handa bilürdi var bir zâr
Endûh-i musîbete giriftâr

Cem‘ edüp olurdı encümen-sâz
Eylerdi sürûd-ı nevha âğâz

Ger İbni Selâm idi behâne
Mecnûn idi bâis ol figâna

Ağzında idi bir özge zikri
Gönlinde idi bir özge fikri

İzhâr kılurdı özge adın
Pinhânî ederdi özge yâdın

Bu reng ile dâim ol perî-zâd
Eylerdi ferâğat ile feryâd

Sûz-i diline getürmeyüp tâb
Bir gece dağıldı yâr u ashâb

Ancak ana şem‘ kaldı hem-dem
Söndürdi bir âh ile anı hem

Ya‘ni ne revâ şeb-i siyâhum
Şem‘ isteye gayr-ı berk-i âhum

Tenhâ kalup etdi nâle vü zâr
Derd ü gama kıldı aczin izhâr

K’ey derd ü gam-ı zemâne bi’llâh
Olman bu gece menümle hem-râh

Tenhâlığ ile men eyledüm hû
Siz özge musâhibe dutun rû

Gördi gam u derde yoh nihâyet
Kıldı şeb-i tîreden şikâyet

K’ey baht-ı siyâhumun nazîri
Âşüfte kılan men-i esîri

Evvel yoh idi senün karârun
Seyr ile geçerdi rûzgârun

Hâlâ ne içün karâr edüpsen
Terk-i reviş ihtiyâr edüpsen

Bir menzile mi özün yetürdün
Yâ zulmet içinde yol itürdün

Fuzuli

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir