Leylâ Vü Mecnûn 2601-2700

Fuzuli

1480 - 1556
  • 534 okuma
  • 4 sene önce
  • Yorum Yok
0 ● 5 0 Oy

Geh dağdağa-i tabîb gördüm
Geh sa‘y ile Ka‘beye yöğürdüm

Açılmadı hîç bâbdan bâb
Tedbîrüme âciz oldı ahbâb

Geh Nevfele eyledüm tazarru‘
Feyzinde bulınmadı temettu‘

Geh İbni Selâma yâr olup yâr
Verdi men-i mübtelâya âzâr

Geh Zeyd peyâmına inandum
Her va‘de ki verdi doğru sandum

Ümmîd ile ömrüm oldı zâyi‘
Hâlüm tebeh etdi zaf-ı tâli‘

El-kıssa vücûdum oldı berbâd
Bir lahza felekten olmadum şâd

Gönline kılup firâk te’sîr
Bir turfe gazel hem etdi takrîr

Bu gazel Mecnûn dilindendür

Âh kim bir dem felek re’yümce devrân etmedi
Vasl dermâniyle def’-i derd-i hicrân etmedi

Yârdan min derd-i dil çekdüm bu hem bir derd kim
Bildi min derd-i dilüm bir derde dermân etmedi

Vâdi-i gurbetde cân verdüm meni ol şâh-ı hüsn
Bir gece hân-ı visâli üzre mihmân etmedi

Dûstlar çâk-i girîbânum görüp ayb eylemen
Ol güli kim gördi kim çâk-i girîban etmedi

Fakr mülkin dut ger istersen kemâl-i saltanat
Kim bu mülkün fethini fağfûr ü hâkân etmedi

Tîğ-i bî-dâd ile her dem kanumı tökmek nedür
Ey felek her kim dem urdı aşkdan kan etmedi

Ahd ü peymân etdi yârum kim sana yârem velî
Yârlığ vakti sanursen ahd ü peymân etmedi

Akl meydânını zindân-ı belâ bilmez henüz
Kim ki bir müddet cünûn mülkini seyrân etmedi

Sırr-ı aşkın etmedi ancak Fuzûlî âşikâr
Bu mubârek işi her kim etdi pinhân etmedi

Bu Leylînün Mecnûndan haberdâr olduğıdur ve Metâ’-ı vaslına nakd-i cân ile hırîdâr olduğıdur

Çün bildi kim olduğını Leylî
Ruhsârına ahdı eşk seyli

Giryân dedi ey gözüm çerâğı
Vahşîlere el menümle yağı

Sen men dedüğüm habîb imişsen
Derd-i dilüme tabîb imişsen

Sensen dün ü gün dilümde zikrüm
Gönlümde olan hayâl ü fikrüm

Ger tanıyabilmedüm revâdur
Mestem men ü mest işi hatâdur

Kimse ki özinden ola gâfil
Bir özgeni bilmeğe ne kâbil

Ol dem ki dimağa yetdi bûyun
Göz gördi şu‘â’-ı mâh-ı rûyun

Cân bî-haber oldı akl şeydâ
Ten kıldı min ıztırâb peydâ

Deryâ-yı tehayyüre olup gark
Ağyârdan etmedüm seni fark

Ma‘zûr dut ey sanem bu hâlüm
Ta‘n eyleme verme infiâlüm

Sensüz men idüm şikeste-hâtır
Yüz şükr sana yetişdüm âhir

Gül-zâr-ı ümîdüm oldı sîr-âb
Yâ Rab bu hayâldür mi yâ hâb

Ayş ü tarabum çerâğı yandı
Bahtum yuhudan meğer uyandı

Ey dil ki ederdün âh ü nâle
Dâim nigerân olup visâle

Ha devlet-i vasl u zevk-i dildâr
Bi’llâh dahi etme nâle-i zâr

Ey dîde töküp sirişk-i gül-gûn
Her dem der idün ki hanı Mecnûn

Manzûrûn olupdur ol semen-ber
Kıl makdemine nisâr gevher

Ey cân ki çekerdün intizârı
Görmek dileyüp hemîşe yârı

Yetdün ana gel çıh imdi tenden
Get yâra kes ihtilâtı menden

Derdini der iken ol perî-zâd
Sûz ile bu şi‘ri etdi bünyâd

Bu gazel Leylî dilindendür

Açmadı gönlüm felek tâ bağrumı kan etmedi
Kalmadı hurrem meni tâ zâr ü giryân etmedi

Kılmadın yüz pâre bî-dâd ile pür-hûn gönlümi
Bu çemende gül kimi bir lahza handân etmedi

Şükr kim verdi felek kâmum menüm nevmîd edüp
Şîve-i mihr ü mahabbetden peşîmân etmedi

Derd yohdur kimsede yohsa tabîb-i feyz-i aşk
Kimde gördi derd kim ol derde dermân etmedi

Sabr yohdur merdüm-i âlemde yohsa rûzgâr
Hansı müşkil işi tedric ile âsân etmedi

Dutdı seyl-i âb-ı çeşmüm yer yüzin ammâ hoşem
Kim binâsın sabrumun ol seyl vîrân etmedi

Aşk sevdâsında sûd ettüm metâ‘-ı vasl-ı dûst
Ey Fuzûlî cân veren cânâna noksân etmedi

Bu Mecnûnun nihâyet-i hayretidür ve Leylîden istiğna vü gafletidür

Mecnûn dedi ay mana açan râz
Lutf ile kılan meni ser-efrâz

Kimsen mana zâhir eyle adun
Bu bâdiyede nedür murâdun

Cân tâzelenür fesâhatünden
Bu lehce-i pür-melâhatünden

Hulkı hoş ü lafzı cân-fezâsen
Beyle görinür ki âşinâsen

Bi’llâh ne diyârdan gelürsen
Ne râh-güzârdan gelürsen

Ger lâle isen ne dağdansen
V’er sûsen isen ne bağdansen

Şîrin şîrin tekellümün var
Hâl-i dilüme terahhumun var

Bîgâneden ummazem bu hâli
Bir ülfetden değül bu hâlî

Bîhûde değül bu gönlüm almak
Gelmek başum üzre sâye salmak

Akl olsa idi menümle hem-râh
Ahvâlünden olurdum âgâh

Gam gönlümi etmeseydi bî-tâb
Göz perdesi olmasaydı hûn-âb

Gaflet halelinden ayrılurdım
Elbette kim olduğun bilürdüm

Çün mende yoh ihtimâl-i idrâk
Sen söyle özün ki kimsen ey pâk

Bu gazel Mecnûn dilindendür

Eyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünyâ nedür
Men kimem sâkî olan kimdür mey-i sahbâ nedür

Gerçi cânândan dil-i şeydâ içün kâm isterem
Sorsa cânân bilmezem kâm-ı dil-i şeydâ nedür

Vasldan çün âşıkı müstağnî eyler bir visâl
Âşıka ma‘şûkdan her dem bu istiğnâ nedür

Hikmet-i dünyâ vü mâ-fîhâ bilen ârif değül
Ârif oldur bilmeye dünyâ vü mâ-fîhâ nedür

Âh u feryâdun Fuzûlî incidüpdür âlemi
Ger belâ-yı aşk ile hoşnûd isen gavgâ nedür

Tamâmî-i sühan

Leylî dedi ey karîne-i rûh
Kâm-ı dil-i mübtelâ-yı mecrûh

Müjde ki zemâne verdi kâmun
Doldı mey-i işret il câmun

Müjde ki müyesser oldı maksûd
Sevdâ ile âhir eyledün sûd

Müjde ki murâdun oldı hâsıl
Maksûda seni Hak etdi vâsıl

Leylî menem ârzû-yı cânun
Kâm-ı dil-i zâr-ı nâ-tüvânun

Müştâk-ı cemâl idün hemîşe
Muhtâc-ı visâl idün hemîşe

Hâlâ ki müyesser oldı dîdâr
Taksîr ü teallül etme zinhâr

Gör devlet-i vaslumı ganîmet
Gel yanuma kılma fevt-i fursat

Dil nezr-i visâl-i kâmetündür
V’er cânum ise emânetündür

Çün düşdi mecâlün etme ihmâl
Gel nezrüni dut emânetün al

Ger haste isen menem tabîbün
V’er âşık isen menem habîbün

Gel bezm-i visâle mahrem olgıl
Bir lahza menümle hem-dem olgıl

Ver nergise lâle ile revnak
Reyhân-ı ter ile zîb-i zanbak

Fîrûzeni et karîn-i yâkût
Kıl tûtiye kand-i nâbdan kût

Peyvend-i gül eyle ergavânı
Hızra yetür âb-ı zindegânî

V’er âşık-ı mübtelâ değülsen
Mecrûh-ı gam u belâ değülsen

Taklîd ile gösterüp alâmet
Kılma özüni meni melâmet

Bir akl ü firâset eyle peydâ
Ancak bizi etme halka rüsvâ

Ey gül bu ana değül midür neng
Kim olmayasen menümle hem-reng

Men arz edem âftâb-ı ruhsâr
Sen kılmayasen harâret izhâr

Men câm dutam deyem ki gel al
Sen durmayasen ayağa fi’l-hâl

Çoh tecribe kılmışem olur az
Ma‘şûkına âşık eylemek nâz

İzhâr cemâlin eylemek gül
Bülbül görüp eylemek tegâfül

Takrîb ile ol büt-i dil-ârâ
Bir turfe gazel hem etdi inşâ

Bu gazel Leylî dilindendür

Ey kılan şeydâ meni menden bu istiğnâ nedür
Nişe sormazsen ki ahvâl-i dil-i şeydâ nedür

Ger mana halk içre pervâ kılmasan ma‘zûrsen
Bu ki tenhâlığda kılmazsen mana pervâ nedür

Sehldür gel bilmeyüp hâlüm terahhum kılmasam
Hâlümi bilmek tegâfül eylemek amdâ nedür

Gül temennâsında derler bülbülün gavgâların
Çün güli gördükde kılmaz meyl bu gavgâ nedür

Ol perî mutlak men-i rüsvâya kılmaz iltifât
Ey Fuzûlî bilmezem cürm-i men-i rüsvâ nedür

Bu Leylîye Mecnûnun istiğnâsıdur ve İsbât-ı safâ-yı imlâsıdur

Mecnûn dedi ey büt-i perî-veş
Hâşâk-i zaîfe urma âteş

Yandurmağuma yeter hayâlün
Yohdur mana tâkat-i visâlün

Zinhâr getürme ey semen-ber
Âyîne-i ârızun berâber

Bir zerreye kim vücûd yohdur
Âyîneden ana sûd yohdur

Ol gün ki gözümde var idi nûr
Gözden yüzini yaşurdun ey hûr

Hâlâ ki nezâren oldı müşkil
Durmak ne içün mana mukâbil

Aşk etdi binâ-yı vaslı muhkem
Ma‘nîde meni senünle hem-dem

Ref‘ oldı bu i‘tibâr-ı sûret
Hâşâ ki olam şikâr-ı sûret

Lezzet ruh-i yâr-ı dil-sitândan
Cândur bulan ey dirîğ cândan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir