Leylâ Vü Mecnûn 2701-2800

Fuzuli

1480 - 1556
  • 343 okuma
  • 4 sene önce
  • Yorum Yok
0 ● 5 0 Oy

Cânum gedeli besî zamandur
Cismümdeki şimdi özge cândur

Sensen hâlâ tenümde cânum
Gözde nûrum ciğerde kanum

Menden berî eyledün meni sen
Arza kime eyleyem seni men

Mende olan aşikâr sensen
Men hod yohem ol ki var sensen

Dâim sana mendedür tecellî
Men gayrden olmuşam tesellî

Ger men men isem nesen sen ey yâr
V’er sen sen isen neyem men-i zâr

Çün men olubem senünle memlû
Vahdet revişinde hoş değül bu

Kim daşrada isteyem nişânun
Bir özge mekân bilem mekânun

Evvel bu işi edende bünyâd
Men tıfl idüm ü zemâne üstâd

Etmişdi sana beni mukayyed
Gûyâ ohudurdı ders-i ebced

Hâlâ kılubem kemâl hâsıl
Ebced sebakın ohur mı kâmil

Çün yetdi kemâle ser-hat-ı aşk
Ser-hat görüp ancak eylerem meşk

Rüsvâlığa çün men etmişem ad
Sen hem bu sülûki etme bünyâd

Dut perde-i ismet içre ârâm
Rûsvây menem sen ol nîkû-nâm

Mecnûn mana derler ehl-i âlem
Ancak manadur cünûn müsellem

Sen olma fesâne-i halâyık
Mecnûn işi Leylîye ne lâyık

Mecnûn menem ey vefâlu dildâr
Dîvâneliğe menem sezâ-vâr

Sen eyleme hâlüni diğer-gûn
Leylî ne revâ ki ola Mecnûn

Gam-hâr isen ey büt-i perî-rû
Gam-hârlığun hemîn yeter bu

Kim perde-nişîn olup hemîşe
Dâim kılasen hicâb pîşe

Gün kimi çıhup müdâm seyre
Göstermeyesen cemâl gayre

Kim sende ne olsa resm ü âdet
Etvârumadur menüm şehâdet

Men aşk güzer-gehinde hâkem
El cümle bilür meni ki pâkem

Rahm et mana ey büt-i vefâ-dâr
Ta‘n ehlinün ağzın açma zinhâr

Çün men reh ü resm-i aşk dutdum
Nâmûs tarîkini unutdum

Sen akl eteğini koyma elden
Nâmûsını sahla her halelden

Takrîb ile ol esîr-i mehcûr
Bu nâdire şi‘ri etdi mezkûr

Bu gazel Mecnûn dilindendür

Hayâl ile tesellîdür gönül meyl-i visâl etmez
Gönülden daşra bir yâr olduğın âşık hayâl etmez

Hakîki aşk çün müstevcib-i noksân değül mutlak
Özin ehl-i hakîkat vâlih-i hüsn ü cemâl etmez

Kemâl-i aşka tâlib muhterizdür hüsn-i sûretden
Ki kayd-i hüsn-i sûret âşıkı sâhib-kemâl etmez

Delîl-i cehldür aşk ehline sûret-perest olmak
Ki âkil iftirâkı mümkin ile ittisâl etmez

Gönülde dûst temkin bulsa olmaz gözde cevlânı
Mahabbet sâbit olsa öz yerinden intikal etmez

Sevâd-ı mâsivâdan levh-i dil hâlî gerek dâim
Muvahhid safha-i idrâke nakş-ı hatt u hâl etmez

İrâdet zâyi‘ etmez ehl-i ma‘nî sûrete hergiz
Hakîkat cevherin cehl-i mecâza pây-mâl etmez

Mukayyed olmaz ehl-i sûretün rengine hâl ehli
Fuzûlî kim mukayyeddür meğer idrâk-i hâl etmez

Bu Leylîden Mecnûn etvârına tahsîndür ve Hüsn-i i‘tikâdına kemâl-i yakîndür

Leylî dedi ey vücûd-ı kâmil
Kurb-i Haka ismet ile kâbil

Mi‘râc-ı kemâlüni sınardum
Keyfiyyet-i hâlüni sınardum

Oldum nişe olduğundan âgâh
Hoş mertebedür bu bâreka’llâh

Ahsent ki zât-ı pâk imişsen
Pâkîze-vücûd hâk imişsen

İnsâf hemîn ola kanâat
Teskîn-i hevâya istitâat

Aşkunda riyâ gümân ederdüm
Etvârunı imtihân ederdüm

El minnetü li’llâh oldı ma‘lûm
Vasl olduğı meşrebünde mezmûm

Gam-nâk idüm eyledün meni şâd
Bir kayd teallukından âzâd

Bir gâfil-i hod-perest idüm men
Cehl ile müdâm mest idüm men

Ârâyiş-i zülf ü hâl ederdüm
Peyveste munı hâyâl ederdüm

Kim sen taleb-i visâl edersen
Nezzâre-i zülf ü hâl edersen

Hâlâ mana rûşen oldı hâlün
Mi‘râc-ı hakîkat-i kemâlün

Men besledüğüm bu zülf ü hâli
Çeşm-i siyeh ü izâr-ı âli

Öz cânum içün değül şeb ü rûz
Nezr-i nazarundur ey dil-efrûz

Tâ eylesen demî nezâre
Teskîn veresen dil-i figâra

Hem sen olasen murâda vâsıl
Hem ola mana sevâb hâsıl

Yohdur çü nezâre meyli sende
N’eyler bu cemâl-i hûb mende

Ten dürcinde dür-i revânum
Genc-i bedenümde nakd-i cânum

Derdüm ola sarf-ı reh-güzârun
Gördükde kılam revân nisârun

Tevfîk-ı visâlün edem idrâk
Endîşe-i hecrden olam pâk

Hâlâ ki müyesser olmaz ol kâm
Olmak ne revâ arada bed-nâm

Nesh-i hat-ı i‘tibâr kıldum
Râh-ı adem ihtiyâr kıldum

Tâ niçe vere gubâr-ı sûret
Âyîne-i zâtuma küdûret

Vakt oldı ki rûşen ola mir’ât
Müstağnî ola sıfâtdan zât

Hûn-âb-ı gam ile doldı gönlüm
Gonca sıfatı dutuldı gönlüm

Vakt oldı bu gonca ola handân
Te’sîr ede feyz-i vasl-ı cânân

Farz oldı ki tayy kılam bisâtum
Kat‘edem özümden ihtilâtum

Setr-i ten edem adem hicâbın
Ruhsâra çekem fenâ nikâbın

Tâ hüsn-i ruhum ki istemez yâr
Olmaya nasîb-i çeşm-i ağyâr

Zîrâ ki nişân-ı hüsn-i kâbil
Oldur k’ana âşık ola mâil

Hüsnümde çü yoh kabûl-i âşık
Noksân ile olmağum ne lâyık

Bu hâle münâsip ol perî-zâd
Fi’l-hâl bu şi‘ri etdi bünyâd

Bu gazel Leylî dilindendür

Ne dilber kim demâdem âşıka arz-ı cemâl etmez
Kalur nâkıs bulup feyz-i nazar kesb-i kemâl etmez

Değül cezb etmeyen uşşâkı ma‘şûk olmağa kâbil
Ne hâsıl hüsn-i sûretden ki cezb-i ehl-i hâl etmez

Gerek ruhsâre-i ma‘şûk mahfî gayr-ı ârifden
Ki ârif olmayan idrâk-i sun‘-i Zülcelâl etmez

Hevâ-yı nefsdür kim hûblar vaslına tâlibdür
Ve ger ne aşk-ı kâmil fark-ı hicrân ü visâl etmez

Olan nakd-i hayâtın âşıkun ma‘şûk sarf eyler
Bu zulmi âh eğer ma‘şûkına âşık helâl etmez

Mecâz ehline hublar cilve-i nâz eylesünler kim
Özin ehl-i hakîkat mübtelâ-yı zülf ü hâl etmez

Fuzûlî âlem-i sûretde ser-gerdân gezer gâfil
Zehi gâfil bu sevdânun ser-encâmın hayâl etmez

Tamâmî-i sühan

Hatm eylemedin sözini ol mâh
Bir nâka-nişîn görindi nâgâh

Nâka eseriyle bir sebük-hîz
Gördi ki gelür nesîm tek tîz

Bildi büt-i gül-ruh u semen-bûy
Kim özi içündür ol tek ü pûy

Bildi ki rakîb-i bed-gümândur
Endûh-i dil ü belâ-yı cândur

Ol mâh-veş olduğında gâlib
Olmış ana sür‘at ile tâlib

Gül-zâra henüz yetmedin hâr
Gül kıldı vedâ‘-ı sahn-ı gül-zâr

Ol hâlete vâkıf olmadan gayr
Depretdi cemâze-i sebük-seyr

Cûyende görüp ol âftâbı
Terk etdi şitâb ü ıztırâbı

Tevfîk-i murâda oldı hoş-dil
Düşdi öne kıldı azm-i menzil

Şehbâzı yetürdi âşiyâna
Tapşurdı nihâli bâğ-bâna

Mecnûn yine kaldı zâr ü mehcûr
Hem-sohbeti mâr ü hem-demi mûr

Ne durmağa tâkat ü karârı
Ne gezmeğe elde ihtiyârı

Bu Mecnûnun mi‘râc-ı fezâilidür ve Beyân-ı mertebe-i hüsn-i hasâilidür

Şâhenşeh-i mülk-i mihnet ü derd
Ya‘nî Mecnûn-ı derd-perverd

Bir pâk idi kim bu arsa-i hâk
Anun kimi görmemişdi bir pâk

Ma‘mûre-i kurb-i Hak makâmı
Ervâha farîza ihtirâmı

Çün nefret-i şerr-i nesl-i Âdem
Kıldı ana vahşeti müsellem

Her vahş donunda bir firişte
Yâr oldı ol âdemî-sirişte

Zâhirde refîki vahş ile tayr
Bâtında melâik ile hem-seyr

Kılmışdı kemâl-i i‘tidâli
Kisvet eleminden anı hâlî

Çekmezdi cihânda ol cihân-gerd
Endîşe-i germ ü gussa-i serd

Bilmişdi cihânun i‘tibârın
Yoh yerine saymış idi varın

Dutmışdı tarîk-i ehl-i tevhîd
Bulmışdı kemâl-i terk ü tecrîd

Olmışdı vücûd-ı pâki bir nûr
Âlâyiş-i ekl ü şürbden dûr

Tahsîl kılup safâ-yı sîret
Görmişdi mecâzdan hakîkat

A‘yâna yoh idi i‘tibârı
Nakkâş idi nakşdan murâdı

Mevzûn idi tab‘-ı nükte-dânı
Her nüktede vâkıf-ı meânî

Fuzuli

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir